Amerika Gezimiz; Benim California Hikayem

California hikayem; gene suratımda koskocaman bir gülümsemeyle döndüğüm, ama bu sefer yanağımdaki o “neden dönüyorum ki” sorusunun yarattığı ufak kıvrımın daha da belirgin olduğu, o tatlı o yorucu o muhteşem o imrenilesi gezi! Amerika, Kaliforniya’ da dil eğitimi almayı ya da bu muhteşem eyaleti ziyaret etmeyi düşünüyorsanız bu gezi hikayemiz sizin için!

Aslında California’ ya daha önce gitmiştim, ama 10 yıl önceki toylukla pek bir tecrübe kazanamamıştım. Ama bu gezide öğrencilerime de anlatabileceğim harika tecrübe + anılarla döndüm! Hatta her zamanki seyahate çıkmadan başıma gelen saçmalıklarla başladı anılar oluşmaya!

Amerika’ya Gitmeden Önce

Gitmeden 2 gün önce köpek ısırdı. Yalan değil vallahi köpek ısırdı. Benim tatlı arkadaşımın tatlı köpeğinin içinden canavar çıktı geldi beni ısırdı! Bütün seyahatimi sağ bacağımda 3 sargıyla, ekstra bir ilkyardım çantasıyla geçirdi. Neyse ki çok şükür oralarda karantinalara alınmadım, sargılarım beni asla engelleyemedi ve bu olayı da “başıma olmadık zamanda gelen olaylar” listeme ekledim. 

San Francisco Uçuşu

O kadar heyecanlıyım ki! Böyle kocaman bir gülümseme yapışmış suratıma, normalde söylendiğim şeylere bile söylenmiyorum. Yakın bir arkadaşımla gidiyorum bu arada, o yüzden daha da keyifli. Direk uçuş olduğu için aktarma falan da yok. Uçağa İstanbul’dan sabah bindik, haliyle 10 saatlik farktan dolayı San Francisco’ ya gene gündüz indik. Çalıştığımız okullardan biri transfer ayarladığı için pasaporttan geçip, bavullarımızı alıp doğruca araçla şehre yola koyulduk. Çılgın Asya kökenli göçmen şoförümüzle eğlenceli bir yolculuk yapıp otele attık kendimizi. Attık dediğim tabii ki yatıp uyumadık, bavulları bırakıp kendimizi dışarıda bulduk. Gene çalıştığımız bir okulun müdür geldi aldı bizi (canım okul), muhteşem gece manzarasında güzel bir yürüyüş yaptık San Francisco’da. Böyle hava buz gibi ama gökyüzü apaçık, tepede yıldızlar parlıyor binaların ışıkları ayrıca parlıyor, pırıl pırıl bir gece! Gittik güzel bir barda şarabımızı içip bir şeyler atıştırdık, iki güldük eğlendik şehir bilgisi edindik, sonra da yarın sabah erkenden buluşmak üzere “über” lerimize dağıldık.

Amerika,California, San Francisco

Amerika’da ÜBER Kullanımı

California’da dil eğitimi almak istiyorsan, hatta ziyaret amaçlı gidiyorsan bile ilk olarak yapman gereken şeylerden bir tanesi hemen bir über hesabı açmak. California’ da über hesabı olmayanı dövüyor olabilirler bence. Çok da pratik yalnız, hatta “über share” diye bir şey var, aklın varsa ona basma, ama paran yoksa bas. Böyle dolmuş gibi yol üstünde kim var topluyor, tam gideceğin yere varmak üzeresin yolda adamın biri çağırmış hooop gene dönüyor geri, alıyor adamı, gitti bir 10 dakika daha… Ama normal çağırdığında pek bir güzel. Bir defa Amerika’da über normal taksiden ucuz. Aynı zamanda para ödeyeyim derdin yok, aplikasyonu yüklerken verdiğin kredi kartından çekiyor. Bir de öyle İstanbul gibi değil her sokak çıkışında sana “taksi lazım mı ablaaağ” desinler. Günün her anı her yerden über çağırabilmek büyük nimet! 

San Francisco’ya Uyanmak

Misssss gibi uyanıp otelin lobisinde bedava kahvelerimizi içerken, bir yandan da saat farkından dolayı günün en verimli anı olan ERKEN SABAH saatini Türkiye’ deki sevdiklerimizle görüntülü aramalar yaparak değerlendirdik, sonra koyulduk yola. Siz de Amerika’da dil eğitimi alacaksanız, saat farklarını çok iyi öğreneceksiniz!

San Francisco’ da Dil Eğitimi

San Francisco’nun Değişik Havası

Dünden hazırlıklı olduğumuz için kat kat lahana bebek gibi çıktık. San Francisco’ ya geliyorsanız bu konu çok önemli; San Francisco’ da hava çok değişken! Biz de bu yüzden spor ayakkabı bol pantolonlarımız üstüne ince askılı badilerimiz, üstüne kot montlarımız, yanımızda yedek hırkalarla çıktık. Hava gayet mis, mutluluk hormonlarımız tavan. Sonra gün ilerledikçe terlemeler montları ellerde taşımalar, sonra bir gölge olunca hemen giyinmeler, efendim sonra akşam olunca donmalar, bu ne soğuklar, montun içine hırkalar giymeler, gece olunca kar botumu mu getirseydim acaba demeler. Yani hava gün içinde o kadar çok değişiyor ki bir yerden sonra isyan edebiliyorsunuz. Gün içindeki sıcakla, akşamki soğuğun arasında ciddi bir fark var. O nedenle San Francisco’ ya gelirken kıyafetlerimizi iyi seçelim, kat kat olalım hazırlıklı olalım. Bu San Francisco havası biraz değişik, California’ya geldik çok sıcak demeyelim.

Denemeden Dönmeyin: PHILZ COFFEE

San Francisco’ da muhteşem bir kahve kültürü var. İnanılmaz. Starbucks’ ın kapısından geçmezsiniz, çünkü Amerika’ya hatta şehre özgü çeşit çeşit kahve dükkanları var. Biz de sabah giderken hemen bir yerden kahvemizi kaptık. Kapmaz olaydık, çünkü sevgili okulcumuz – adını okulcu koydum – ilk iş olarak bizi PHILZ COFFEE ye götürdü. Aslında ben gitmeden sıkı bir araştırma yaptığım için, çoktan Philz Kafe’yi gidilmesi gereken yerlere eklemiştim. Burada kahveleri özel karışımlarla yapıyorlar. En güzeli de “soft – medium – dark” olarak kıvamını seçebiliyorsunuz. Fındıklısı, nanelisi, onlusu bunlusu…Yani benim gibi kahve bağımlısıysanız daha kapısından girmeden kokudan başınız dönüyor. Atıştırmalıklar da leziz! Bu arada sadece San Francisco’ da değil, California’ da birçok yerde bu müthiş kahveyi içebilirsiniz!

California, PHILZ COFFEE

Kahvelerimizi de içip okul ziyaretimizi yaptık sonrasında da okulcumuzun bize tavsiyeleri üzerine yaptığımız gezi programımıza başlıyoruz.

San Francisco’ da Toplu Ulaşım

San Francsco şehir içi ulaşımın en iyi olduğu yerlerden biri bence! Bu şehir tabii tramvay hatlarıyla meşhur.  Toplamda 3 hat var ve oldukça turistik. Yani hadi ben su köşeden biniyim de şurada iniyim olmuyor. Ama şehrin merkezinden deniz kenarına kadar inen hatlar var. Bunlar insanların günlük ulaşım amaçlı kullandıkları tramvaylar. Aynı zamanda asık suratlı ama süper esprili yardımsever şoförleri var. Anladığım kadarıyla aynı hatta sürekli aynı insanlar da bindiği için büyük şehir içinde nasıl küçük bir dünya olduğunu da anlayacağınız tramvaylar.

Mesela bizim bindiğimiz tramvayın delisi vardı, herkes tanıyordu. Bir anda başladı bağırmaya kucağında minik bir köpecikle. Bizim başta aklımız çıktı, sonra baktık ki herkes sakin. Hatta korktuğumuzu anlamışlar bize anlatıyorlar merak etmeyin o bizden falan diye… Bak o kadını görürsen korkma, korkulacak bir şey  yok, deli sadece. Bir de biz enteresan bir şekilde o gün tramvaya binerken 3 dolara birer bilet aldık ve tüm gün aynı biletle her şeye bindik. Gitmek istediğimiz her yere de mutlaka bir toplu taşıma bulduk. Bu olayın aslı tam nedir bilmiyorum ama San Francisco’ da dil eğitimi alan öğrencilerimizden öğreneceğim 🙂

Amerika, San Francisco Ulaşım

Devam edelim; bence biz San Francisco’ da tek günü olan insanlar için harika bir rota izledik ve gerçekten muhteşem bir gün geçirdik! Financial District / şehir merkezindeki işyeri bölgesinden başlayıp yürüye yürüye sahile kadar indik. İlk olarak “Ferry Building Marketplace’ e gittik. 

San Francisco: Ferry Building Market Place

Burası da içinde birçok yemek dondurma gibi stantların olduğu, değişik kafelerin hatta kitapçıların olduğu sevimli bir yer. Hatta biz de bir tane kitapçı gezdik, neden derseniz ortamı muhteşemdi, hiç utanmadan kitapların arasında pozlar verdik resimler çekildik. Sonrasında dışarı çıkıp, liman tarafına doğru atlamalı birkaç boomerang çekip, birkaç arka planda manzaralı kuş resmi de çekerek pierlere doğu yol aldık.

Ferry Building Market Place

San Francisco: Pierler

Sahil boyunca Pier’ ler var, böyle denizin içine doğu girintili yerler. En güzeli Pier 39, girişinde Hard Rock Cafe var, biraz içeri girdikçe mağazalar, restoranlar, çocuklar için atlı karınca gibi oyuncaklar var. Tabii ki biz de bir atlı karınca yaptık. Hatta olayı abartıp farklı aktivitelere girdik. Hani orandan burandan seni bağlarlar başlarsın zıplamaya bu ipler seni yukarı çeker işte tepede taklalar atmaya çalışırsın bunları yaparken çok karizmatik göründüğünü sanırsın ben harika bir akrobatım falan dersin ama gerçekte iplerin sıkıştırdığı halinle taklalar atmaya çalışırken dünyanın en saçma görüntüsünü verirsin. Bir de o halde aşağıdaki arkadaşına el falan sallamaya çalışırsın hah işte o bizdik, vallahi yaş indi 5. İşin tek güzel yanı zıpladıkça şöyle bir şehre ya bakıyorsun hafif tepeden, en kötü yanı ise bu kadar rezilliğe bir de 10 dolar ödüyorsun (TL olarak düşününce üzüyor)

San Francisco Yurt Dışı Eğitim

Alcatzar

Biz de hoplayıp zıplayıp rezil olup bir de kusacak noktaya geldikten sonra pierlerde yürümeye devam ettik. Zaten biraz ileride fok balıkları başlıyor, denizin üstüne kurulu iskele gibi yerlere yatmış güneşlenen arada cup cup atlayıp yüzen foklar. Ama açıkçası buradaki görüntüyü çok sevmedim, çünkü sanıyorum ki turistlerin gelip görüp fotoğraf çekmeleri için ufak bir alana sıkıştırılmışlar, ne kadar denizin içinde olsalar da. Bir de zaten çok uzun süre duramıyorsun burada, durursan gerçekten kusabilirsin, bu foklar çok şekerler asla kırmak istemem ama o koku fena! Ha bu arada, bu fokların olduğu yerden ALCATZAR hapishanesini de uzaktan görebiliyorsun. Aslında adaya giden gezi turları var.  İnsan dediğin ne acayip, o kadar gezilecek yer varken hapishane görmeye gidiyorlar, merak da böyle bir şey işte. Bizim vaktimiz olmadığı için direk es geçtik, düşünmek zorunda kalmadık çok şükür.

Biraz daha ilerledikçe bu San Francisco iyice büyük şehir havasından çıkıp ünlü bir tatil şehri havasına dönüştü bizim için. Bu arada bu bölgeye Fishermans Wharf deniyor, Madame Tussaud da burada, sahil yolu boyunca kafeler restoranlar, hatta bir “IN&OUT Burger” de burada var! 

Meşhur IN&OUT Burger; 

California’nın meşhur burgercisi! Burger King, Mcdonalds gibi yerler buralarda en düşük kalite, onun yerine isim yapmış fast food restoranları var. Bu In&Out çok meşhur mesela, biz buradakinde değil de Hollywood’ takine gidebildik, ama yalan olmasın güzeldi. En önemli özelliği, donmuş patates kullanmıyorlar. Tabiri caizse bizim anne patatesi… Tabii ki bizim annelerimizinki kadar güzel değil ama, evet diğerlerine bin basar. E sonuç olarak işte burası zaten meşhur olmuş. Gittiniz mi deneyin, denemeden dönmeyin! Zaten California’da herhangi bir yerde dil eğitimi alıyorsanız kesin müdavimi olacaksınız.

Biz San Francisco’ da IN&OUT u sonraya bırakıp daha lokal güzel bir kafe bulduk. Muhteşem bir güneş var! İki içecek söyledik, bir de güzel kalamalar patates. Keyiften yıkıldık anlatamam! Ama keyfimizi çok uzatmadık, oradan hemen GOLDEN GATE Köprüsü için yola koyulduk.

San Francisco’ da Restoranlar

San Francisco: GOLDEN GATE Köprüsü

Aslında vaktimiz olsaydı kesinlikle şunu yapardık (tavsiye de ederim) bu bölgeden sonra Maritime National Park, SF Marina başlıyor, buradan sonrası sahil kenarından tamamen yeşil. Fishermans Wharf; Burada bisiklet kiralanan yerler var, en güzeli buradan bisiklet kiralayıp Golden Gate’ e öyle gitmek, hatta bu şekilde köprüyü geçmek, karşıda da çok meşhur Salisalitto diye bir restoran da var. Oraya da uğrar dönersin. Evet biraz canın çıkar ama gülü seven dikenine katlanır. Biz tabii ki vakit kaybetmemek adına bunu yapamadık, ama tek otobüsle hop köprüye bakan manzara tepesine geldik. Uzaktan resimler, sırtımızı dönüp kalp yapan resimler, ağaçlara yaslanıp haberim yokmuş gibi çek resimler, orda biraz takıldık, mutlu olduk, tekrar otobüse binip CABLE CAR / turistik tramvayın yolunu tuttuk. 

California, GOLDEN GATE Köprüsü

San Francisco: Golden Gate Köprüsü

İşte bu bütün resimlerde gördüğün kafanı saçlarını dışarıya doğru savurarak yokuşları tırmandığın o turistik tramvaylar. Maalesef binmesi kolay olmadı. Böyle uzun bir sıra seni bekliyor. Amerikalılar beklemekten de gocunmuyor, mecbur bekliyorsun. Sonra yılıyorsun, çekil be ben türküm bir yolunu bulurum deyip hop bir şekilde öne geçip kuruluyorsun tramvayın en güzel noktasına. Tabii biz orada da kendimizi fazlasıyla belli ettik, 2 dakikada bir elini kafanı içeri sok, o selfie çubuğunu topla diye uyardı durdu şoför amca. Biz böylece ta China Town’a kadar gittik ve gerçekten muhteşem keyifliydi. Özellikle yokuşları iyice çıktıktan sonra geriye bakıp o yokuşlu yolların olduğu şehir manzarasına bakmak bir harika.

San Francisco: China Town

Burada ne yapılır derseniz, valla biz daha gezmeye başlamadan sokağın başındaki REFLEXOJI tabelasını görüp içeri daldık. Gözleri görünmeyen sürekli sırıtan Çinli kadınlar seni karşılıyor, içerisi zaten tamamen turistten oluşuyor. Biz de burada bütün gün ayakta durmanın yorgunluğunu atıp uçarak çıktık. Küçük dükkanlar, vitrine bacağından asılmış tavuklar dışında da çok bir olayını göremedik. 

San Francisco, China Town

Biraz daha ilerledik, New York’ ta da gezmeye bayıldığım kocaman bir alışveriş merkezi olan MACYS ‘ in en üst katındaki – mutlaka tavsiye edilen ve şu anda da benim tavsiye edeceğim– restorana çıktık.

Cheesecake Factory: Olmazsa olmaz!

Sadece cheesecake yapıyor gibi dursa da değil, baya güzel kapsamlı bir restoran. Bir de harika bir manzarası, var tam Union Square’de. Zaten öyle gider gitmez oturamıyorsun, herkes bir şekilde birbirine tavsiye etmiş olmalı ki içerisi turist ve yerli insan kaynıyor, şık giyimli hostesler sana bir alarm verip git şurada bekle diyor, elindeki şey bik bik ötünce gidiyorsun hostes seni oturtuyor. Aman efendim ben burayı beğenmedim yok, neyse o, o masayı bulduğuna şükrediyorsun. Biz de bütün günün yorgunluğuyla dev bardak buzlu kolalarımızı, patateslerimizi, pizza, içi dolu mantar ne varsa söylüyoruz, gel gör ki son yediğimiz soğuktan o kadar donmuş ve midelerimizi üşütmüşüz ki hiçbirini yiyemiyoruz. Onun yerine yan masaya gelen sezar salatayı kıskanıp, koca bir tabak salata söyleyip bayıla bayıla onu yiyoruz. Sonra da taksiyle otele uçuyoruz, yatağa uçuyoruz, uykuya dalıyoruz. Bunu hak ettik!

Ceaser Salad – Sezar Salata 🙂

Şimdi benim en sevdiğim salatadır aslında kendisi. Ama Türkiye’de bunu yapmayı beceremezler. İstersin içinde salatalık gelir, havuç gelir, mısır taneleri falan gelir, yanar dönerli yeşilliklerle süslerler. Oysaki sezar salata dediğin çok basittir. Amerika’da bu maceramızdan sonra her yerde sezar salata yedik, bunu en top yemek seçtik, Amerika’ya gidince sezar salata yiyin, mutlu olun, benden söylemesi. Namı değer Ceaser Salad.

San Francisco şehrinde eğitim için SF sayfamızı da ziyaret edebilirsiniz; https://aslenedu.com/dil-okullari/amerikada-dil-egitimi/san-francisco/

AMERİKA: LOS ANGELES

San Francisco’ daki son gecemizde bayılarak uyuduktan sonra sabah erkenden her şeyi valizlere tıkıştırıp havaalanın yolunu tuttuk. Bir saatlik uçak yolculuğumuz sonrasında Los Angeles’a vardık. Hava nasıl güzel, güzel mi dedim ben, hava nasıl sıcak! Tamam, San Francisco sen de biraz soğuktun ama Los Angeles sen de çok sıcaktın be! Transferle kalacağımız Hollywood’daki okul yurduna gittik (yurtlarda kalmak her zaman çok daha iyi, çünkü gerçek öğrenci deneyimini yaşayabiliyorsun) ve tabii ki giyinip hemen kendimizi dışarı attık. 2 okul gezisinden sonra biraz gezelim dedik, eridik eridik sıcaktan – bizim şansımıza yılın en sıcak zamanıymış hatta LA daha önce hiç bu kadar sıcak olmamış! Yani bu yazımdan kesinlikle LA’ de dayanılmaz bir sıcak olduğu fikrine kapılmayın, biz uzun zamanın talihlileriydik! 

Amerika, California, Los Angeles

No Vacancy

Bir de caddeler o kadar geniş ki! Hani taksiye binsek 2 sokak ötesi, ama yürüsen de git git bitmiyor! Şu ünlü “walk of fame” e geldik birkaç usulden resim çekilip kendimizi serin alışveriş merkezîlerine attık. Biraz alışveriş sonrasında dışarı adımımızı bir attık ki sağanak yağmur (bir anane edasında havanın sıkıntısı bundanmış demek ki deyip) canım überle yurda döndük. O akşam sevgili Los Angeles okulcumuzla müthiş bir yere gittik, yalnız buranın nasıl bir yer olduğunu anlatamam. Çünkü kesinlikle sürprizi kaçar! Yerin adı; NO VACANCY.

Mutlaka gidin, ilk girdiğinizde biraz korkacaksınız ama yılmayın ilerleyin, ilerde sizi bir sürpriz bekliyor! Orda beni hatırlayın 🙂

Los Angeles şehrinde eğitim için LA sayfamızı da ziyaret edebilirsiniz; https://aslenedu.com/dil-okullari/amerikada-dil-egitimi/los-angeles/

CALIFORNIA: SAN DIEGO SAHİLLERİ

California’ya gidiyorsan eğer en azından bir kere o araba kiralanacak, o yola çıkılacak, o sahiller gezilecek! Biz de aynen bunu yaptık. Tabii ki sabahın köründe kalkıp giyinip saçımızı makyajımızı yaptıktan sonra, kiraladığımız jeepe benzer kocaman arabamızla yola çıktık. Önce sahile yakın bir kahve dükkanından kahvaltı niyetine sert kahvemiz ve kruvasanlarımızı aldık. Tabii ki her Türk’ ün birbirini her yerde bulduğu gibi, bizim gibi California turuna çıkan tatlı bir çiftle tanıştık! Onlar da bizim ters istikametimizde aynı geziyi tamamlıyor! Telefonlar verilip (tabii ki bir daha hiç görüşmedik) tavsiyeler verildikten sonra bu tatlı orta yaş çiftimize güle güle deyip ilk sahilimize doğru yola çıktık. 

California, San Diego, Rodendo Beach

Rodendo Beach

Ben burayı artık ömrüm boyunca unutmam! Normalde burası iskele üzerine mağaza, kafe, restoran kurulan, gene PIER dedikleri çok sevimli bir yer. Biz gittiğimizde sabah çok erken olduğu için üç beş koşan insan dışında kimse yoktu. Biz de tabii ki hemen fotoğraf çekimlerine başladık. Ben tam pierin ucunda bir bankın üstüne çıktım hoplayıp zıplayıp boomerang yapıcam, sırtımı denize doğu vermişim, arkadaşım çığlıklar atmaya başladı. Arkama dönmemle gözümün önünde iki yunusun atlayarak geçmesi bir oldu. O kadar muhteşemdi ki, anlatamam! Resmen iki yunus dibimizde bize gösteri yaptılar, hani ben orda şaşkınlıkla deniz düşsem beni de alıp götürürlerdi eminim. Çok çok tatlılardı! Hani uzaktan giden yunus görürsün falan ama hiç bu kadar yakınımdan hoplaya atlaya yunusların geçeceğini düşünemezdim. Ben mi abarttım bilmiyorum ama duygusu gerçekten muhteşemdi. (California’ya gelip yunus görünce bu kadar sevinen masum köylüydüm aslında çünkü orada yunus görmek çok da şaşılacak bir olay değil 🙂 

California, Yunuslar!

Torrance Beach

Rodendo’ dan sonra; Torrance Beach’e gidip kumlara yayıldık, Long Beach’ e gidip gezdik, Huntington Beach’ te tepeden sörfçüleri izledik, Newport Beach’ e gidip Orange County dizisini andık, Laguna Beach’te tepeden resimler çekildik. Bu arada bütün yolu sahil yolundan gittik ve bir yerlerde durmasak da muhteşem manzara bize yol boyunca eşlik etti! Son olarak ulaşmamız gereken yere 3 saat gecikmeli olarak vardık, LA JOLLA’ da bir diğer okulcumuzla buluşup okulumuzu şöyle bir gezip akşam yemeğine geçtik.

SAN DIEGO: La Jolla

California’daki en sevdiğim yer. Gidip görmek bambaşka! Bizim burada çok çalıştığımız bir okulun şubesi var, kendim görmeden önce San Diego merkezine uzak olduğu için kim burada ne yapsın derdim. Ama gidince BAYILDIM! Evet hani 23-25 yaşındaysan biraz takılıp eğlenmek istiyorsan belki sana göre olmayabilir ama bence tam anlamıyla muhteşem bir yer!

San Diego, La Jolla
  • La Jolla San Diego’ da bir sahil bölgesi aslında, şehrin merkezine toplu ulaşımla ortalama 1 saat uzaklıkta. Ama arabayla gidiyorsan sadece 20 dakikada! 
  • Bulunduğu bölgede dünyaca ünlü üniversitelerden University of California SAN DIEGO var, bu nedenle aslında öğrencilerin de bulunduğu bir yer. 
  • Zengin Amerika’lılar daha çok tercih ediyor diyebiliriz.
  • Muhteşem bir sahili, muhteşem bir manzarası var. Hani ömrünü falan uzatmak, kırışıklarını azaltmak istersen bir düşün derim.
  • Gürültüden, trafikten uzak bir yer, STRESS FREE!
  • Küçük ama birçok şeyin bulunduğu bir yer. Akşam olunca cadde üstünde şık bir restorana girip denize karşı şarabını içebilirsin, ya da sokak arasında ufak bir İtalyan restoranının bahçesinde takılabilirsin (biz öyle yaptık!) Ya da merkezdeki rock barlardan birinde takılabilirsin. Sabah olunca gene meşhur bir kahveci olan PEET’S COFFEE den kahveni alır sahile yürürsün…
  • Burada da fok balıkları var ve tamamen doğal yaşam alanları! Misal sen yüzüyorsun, onlar da yüzüyor yani yüzerken her an bir fokla burun buruna gelebilirsin! Hatta kum sahilde yanlarına kadar gidebilirsin. Öyle taktı bir ortam 🙂
  • Sabah güneşi çok güzel! Yani İngilizce öğrenmek istiyorsan, senaryo falan yazacaksan, ya da kitap yazıyorsan, ne bileyim hayatının bir döneminde spesifik bir şeye odaklanman gerekiyorsa gerçekten LA JOLLA çok doğru bir adres olabilir, düşün derim!
fok balıkları
La Jolla’da Ye, İç, Gez…

Bizim de LA JOLLA maceramız tahmin ettiğin gibi çok güzel geçti. Meşhur bir restorana oturduk, bu arada Amerika’da’ da grupanya tarzı siteler var güzel restoranlarda pahalı yemek istemiyorsan bu sitelere de başvurabilirsin. (bkz. https://www.groupon.com) Biz de bu sayede oldukça pahalı olduğunu tahmin ettiğim, muhteşem okyanus manzarasına bakan bir restoranda oldukça ucuza harika yemekler yedik. Yemekten sonra ufak bir La Jolla sahil turu yaptık, gün batımındaki renklerle büyülenmiş bir şekilde merkezdeki otelimize gittik. Akşam da minik İtalyan restoranımızda yemeğimizi yedikten sonra her zamanki gibi yorgunluktan erkenden bayıldık, sabah da her zamanki gibi erkenden kalkıp kahvemizi alıp sahile indik ve olağanüstü gün doğumunun ve top mekânımız La Jolla’ nın son kez tadını çıkartıp buraya da veda ettik!

LA JOLLA’ dan sonra San Diego merkezin yani downtown bölgesinin yolunu tuttuk ve tabii ki dil okullarını ziyarete ettik. Çok vaktimiz yoktu, o gün LAS VEGASA yol almamız gerekiyordu. Gene de San Diego’da bulunduğumuz kısa süreyi uzun yurtdışı eğitim tecrübelerimiz ile birleştirince neden yurtdışı eğitim için San Diego seçmeliyiz çok iyi anladık!

San Diego’da eğitim için sitemizdeki SD sayfasını da ziyaret edebilirsiniz; https://aslenedu.com/dil-okullari/amerikada-dil-egitimi/san-diego/

San Diego’dan sonra rotamızı LAS VEGAS’ a çevirdik. Yazımızı uzatmamak ve okul bölgelerine sadık kalmak adına, bu tatlı LAS VEGAS maceramızı farjklı bir blog yazısına bırakıp devam ediyoruz 🙂

LOS ANGELES: Melrose Avenue

Las Vegas’ tan döndükten sonra deliksiz bir uyku çektik ve sabah erkenden kalktık. Uyanma saatimiz 6 – duş alma saç yapma, makyaj, giyinme, valiz hazırlama… manyak mıyız? Değiliz. Sadece ilk durağımız Los Angeles’ ta Melrose Avenue! Burası çeşit çeşit renkli ve girifti yapılmış duvarların bulunduğu bir cadde. Duvarlar dışında baktığınızda pek bir esprisi yok caddenin. Hatta biz sabahın köründe o kadar süslü bu caddede gezerken bizi gören rahat California halkı “deli mi bunlar” demiştir kesin. Sonuç olarak biz hedefimize ulaştık, çeşit çeşit duvarların önünde resimler çekildik. Tabii ki öğrencisin, okuyorsun, tabii ki eğitim önemli ama buralardaysan bir okul çıkışı uğrayıp iki resim çekiliver lütfen, çünkü yurtdışında eğitim almanın en büyük avantajlarından biri olan harika anılar kısmına bu resimleri de kesinlikle eklemelisin 🙂

Los Angeles, Melrose Avenue

Veee SANTA MONICA

Sonrasında, Hollywood bölgesine ortalama yarım saat uzaklıkta, California’nın en uzun ve müthiş sahillerinden birine sahip olan Santa Monica’ ya geldik. Bana göre SANTA MONICA Los Angeles şehrinin gözdesi. Boylu boyunca uzanan California sahillerinin dibine kurulmuş ışıltılı ufak bir şehir! Santa Monica’daki PIER de en meşhur olanlarından. Biz gittiğimizde “labor day” (işçi bayramı) sebebiyle tatil zamanı olduğu için, sanırım en hareketli zamanına denk geldik. Pier’ de ve sahilde yüzlerce gülen, eğlenen, yiyip içen, sohbet eden mutlu insan vardı diyebilirim. Sanki şehirlerin havaları insanlara yansıyor, sizce de öyle değil mi? İnsanlara karışıp biz de pier’ in üzerinde biraz takıldık, Santa Monica havasını soluduk. Sonra California’da yaşayan bir arkadaşımla buluştuk. Tabii ki kendisi fazlasıyla “local” olduğundan, sahile bakan sakin bir restorana götürdü bizi. Caddeye ve sahile bakarak kokteyllerimizi içerken sohbet muhabbet… bir kez daha anladım ki bu California havası gerçekten mutlu ediyor insanı, 3 gün gidenini de ediyor 3 yıl gidenini de… 

Santa Monica Akşamı

Restorandan çıktıktan sonra, biraz hava da kararmıştı, Santa Monica’nın trafiğe kapalı olan caddesinde yürüdük. Karşılıklı restoranlar, kafeler, sokak göstericileri… çok keyifli bir yer. Sonra da ne yapalım diye düşünürken, sahile inip kumlara yayılmaya karar verdik. Akşam vakti Santa Monica sahilini görmelisiniz! Sahil voleybolu oynayanlar, oturup sohbet edenler… Biz de aralarına karıştık ve Amerika maceramıza daha da güzel anılar ekleyip Hollywood’ taki konaklamamıza döndük.

SANTA MONICA dil eğitimi almak için harika bir yer bence. Biraz daha öğrenciyle gözüyle bakarsak;

  • Küçük bir yer olduğu için yaşaması kolay
  • Deniz kenarında muhteşem bir sahil üzerinde kurulu olduğu için son derece keyifli
  • Hiçbir zaman kış olmayan, güneşli
  • Hollywood, UCLA (University of California, Los Angeles) in kampüsünün olduğu Westwood bölgesi, Malibu Beach, Venice Beach gibi yerlere çok yakın konumdadır
  • Birçok aktivite imkânı sunar, dolayısıyla İngilizce pratiği için harika bir yerdir!

VENICE BEACH

Ertesi sabah istikamet filmlerden de hatırladığımız Venice Beach’ ti. Burası tam anlamıyla harika bir yer. Santa Monica’ dan hemen sonra geliyor. Sahil boyunca patenle kayan, bisikletle gezen, özel alanlarda kaykay yapan insanların olduğu gerçekten filmlik bir yer. Sonuna kadar gittiğinizde sahildeki muhteşem evleri de görüp imrenmemek mümkün değil! Biz de hemen gidip bisikletlerimizi kiraladık ve bütün sahili bisikletle turlayıp, buraya da bir check atarak tekrar yola koyulduk.

CALIFORNIA: Manhattan Beach

Son durağımız Manhattan Beach, burası havaalanına en yakın yer olduğu için tercih ettik, ama gittiğimizde kesinlikle aşık olduk. “Beni buraya gömün” noktasında beğendim! Bir defa muhteşem evler var, gerçekten evlerin bahçesine girip, verandalarına falan çıkıp görgüsüz gibi resimler çekildik. Sabah saat erken olduğu için de yakalanmadık çok şükür. Ama onlar nasıl güzel evler, güzel dediğim lüks falan değil, gerçekten sevimli, sakin, huzurlu, muhteşem deniz manzaralı evler… Evlerin olduğu sokakların arasından geçerken, sokağın tepesine doğru şirin bir Akdeniz restoranı bulduk, gene karşımızda olağanüstü manzarayla kahvelerimizi içtik. Sonra da sahile inip, kocaman kumsala yayıldık, inceden yüzümüze vuran hafif rüzgar ve güneşin keyfini çıkardık. Bu arada burası Amerikalı sörfçüler için de oldukça önemli bir sahilmiş. Tabii Manhattan Beach dil eğitimi alabileceğiniz bir yer değil ama Kaliforniya’ da herhangi bir yerde eğitim alıyorsanız mutlaka gelmeniz gereken bir yer. Biz de buradan ayrılmadan denize karşı son resimlerimizi çekilip, gidecek olmanın verdiği mutsuz suratlarımızla arabamıza döndük. Ve yola çıktık.

California, Manhattan Beach

Amerika’dan Dönüş

Havaalanına doğru birçok araba kiralama şirketi var. Biz Alamo şirketini tercih ettik, her şey de yolunda gitti, hiçbir sorun yaşamadık. Tabii ki bırakmadan önce benzini doldurmanız gerekiyor. Benzinimizi de doldurup arabayı teslim ettik ve şirketin transfer servisi ile havaalanına gittik. (Bu arada Amerika’da benzini de kendiniz dolduruyorsunuz, yani bir görevli gelip buradaki gibi yardımcı olacak siz parayı verip gidecekseniz sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz)

Los Angeles havaalanından da muhteşem anılar ve mükemmel bir motivasyonla Amerika’ya veda edip ülkemize merhaba dedik!

Love from Cali 🙂

Yazıya mini ekleme: Los Angeles’ta Mutlaka Yapmanız Gerekenler;
  1. Los Angeles, PINK’S restoranında sosisli sandviç yiyin & IN & OUT Burger’de hamburger yiyin
  2. Venice Beach’ te bisiklet kiralayıp bütün sahili turlayın & Hotel Erwin’ in roof top barında (teras barında) güneşi batırın
  3. SIX FLAGS oyun parkında Roller Coaster’ a binip çığlık atın
  4. Melrose Avenue’ de graffitili duvarların önünde resim çekilin
  5. Santa Monica’ da Pier’ de gezin ve Mariasol restoranında kokteyl için
  6. Los Angeles, Beverly Hills caddesinde yürüyün ve Urth kafede kahvenizi içip tatlınızı yiyin 
  7. Hollywood Canyon Lake Drive üzerinden gidip Hollywood Sign’a çıkın
  8. Camarillo Outlet alışveriş merkezinde pahalı markaları ucuza alın
  9. Malibu’ ya gidip okyanus kenarında kahvaltı yapın
  10. Walk of Fame’ de ünlülerin el izleriyle tanışın
  11. Hollywood’ ta “NO VACANCY” bara gidin ve sürprize hazır olun!
Santa Monica

Amerika’ da eğitim alabileceğiniz tüm şehirler için Amerika sayfamızı ziyaret edebileceğiniz unutmayın 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.